Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu: (2)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Devlete güç veren en önemli değer adalettir. Adalet, mülkün yani devletin temelidir. Bu temellerin cidden ve büyük ölçüde sarsıldığını hep birlikte görüyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de aklı başında olan her vatandaşın adaletin olmadığını bildiğini belirtti.

“Adaleti eğer saraydan bekleyip sarayın talimatı ile yerine getirirseniz, adalet, adalet olmaktan çıkar.” diyen Kılıçdaroğlu, adaleti mahkeme salonunda yargıcın sağlaması gerektiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, yargıcın, “hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine” göre hüküm vermesi gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Eğer yargıç hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre değil de birilerinin telkiniyle karar veriyorsa, cebini doldurduğu için yani rüşvet aldığı için karar veriyorsa o zaman yargıda ciddi sorunlarımız var demektir. Yargının çürümesi, devletin çürümesi demektir. Devlette çürüme sözcüğünü ilk telaffuz edenlerin de CHP’liler olduğunu hiç kimse unutmasın çünkü çürümeyi bizzat görüyoruz ve yaşıyoruz. Bir haksızlıkla karşılaştığımızda nereye başvururuz, elbette gider bir avukat tutarız ve dolayısıyla hakkımızı ararız. Nerede? Mahkeme salonunda. Ama yargıç yani mahkeme yani adalet dağıtanlar adaletsizlik dağıtıyorsa ne olur? Adaletsizlik dağıtıyorsa, tercihini güçten yana yapıyorsa, telkinle karar veriyorsa, ‘ileride terfi ederim, bu çok önemli bir adamdır.’ diye siyasi nüfuzunu birisi kullandığı zaman onun emrindeymiş gibi davranıp karar veriyorsa, orada adalet ölüyor demektir.”

“Seyyar mahkemeler kuruldu”

Fatih Sultan Mehmet’in “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaletin öldüğü gün de devlet ölür.” dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Kadıyı satın almayan mı var Allah aşkına? Bütün mafya baronları var. Bu kürsüde defalarca dile getirdim. Seyyar mahkemeler kuruldu. Bir davaya bakılacak. Davadaki yargıçlar çok temiz, çok düzgün ve hukukun üstünlüğüne göre karar verecekler. Bakıyorlar ki patron yani mafyacı yani uyuşturucu baronu mahkum olacak, mahkemeyi değiştiriyorlar. Aynı yerde hakimleri değiştiriyorlar, yerine yeni hakimler getiriyorlar. Sonra ne oluyor? Onun lehine karar çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, tek hakimli olan yerlerde de “seyyar hakimler” olduğunu savunarak, şöyle konuştu:

“Bir hakim kendi isteklerine uyuyorsa, cebini dolduruyorlarsa o hakim mahkemeden mahkemeye değişiyor. Yeter ki onlar bir an önce dışarıya çıksın. Mafya, siyaset ve adalet iç içe geçerse devlette çürüme başlar ve adalet dediğiniz kavram büyük ama büyük yaralar alır. Şimdi yeni bir rapor çıktı, Uluslararası Organize Suç İnisiyatifinin Küresel Organize Suç Endeksi 2023 Raporu. Rapordan bir bölüm okuyorum, ‘Türkiye’de faaliyet gösteren ve geleneksel mafya sistemini model alan önemli sayıda mafya tarzı grup bulunmaktadır. Ülkede varlıklarını sürdüren bu grupların, hükümetle ve diğer siyasilerle yakın ilişkiler geliştirdikleri ve bu sayede kolluk kuvvetleri ve yargı karşısında koruma sağladıkları bildirilmektedir.’ Yani Türkçesi, bunlar gidiyorlar hakimi de satın alıyorlar, güvenlik güçlerini de satın alıyorlar, paraları veriyorlar ve rahatlıkla at koşturuyorlar. Kim söylüyor? Raporda gayet açık, gayet net ifade ediliyor.”

İktidar temsilcilerinin “Bu rapor yanlış” diyebileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Herkes elini vicdanına koysun ve düşünsün. Bu ülkede mafya liderleri serbest bırakıldı mı? Bırakıldı. İsim isim sayabiliriz. Hatta geçenlerde bir tweet attım, ismini de verdim. Adalet Bakanı onu savunmaya kalktı. Akıl alacak şey değil. Ama arkadan devam eden tweetler gelince sesini kesti çünkü biz haklıyız.” dedi.

“Yargının yıpranmasını istemiyoruz”

Yargının yıpranmasını istemediklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Adaletin yıpranmasını istemiyoruz. Hakimlerin saygın kimlikleriyle mahkeme koltuğuna oturmasını istiyoruz.” ifadesini kullandı.

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Kemal Gözler’in, “Hakimler, temel hak ve hürriyetleri koruyan değil tersine temel hak ve hürriyetlere müdahale eden görevliler haline geldi. Türkiye’de artık hukuk siyaseti çerçevelendirmiyor, tersine o siyasetin cenderesi altında bulunmaktadır.” dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Devlete güç veren en önemli değer adalettir. Adalet, mülkün yani devletin temelidir. Bu temellerin cidden ve büyük ölçüde sarsıldığını hep birlikte görüyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, adaletin, insanlık tarihi boyunca verilen bir mücadele sonucu kazanılan bir hak olduğunu kaydederek, Balzac’ın “Kanunlar güçlülerin delip geçtiği, zayıfların ise takılıp kaldığı bir örümcek ağına dönüştü.” sözünü hatırlattı.

Buradaki “güç” kavramının, para ve siyasi nüfuz anlamında kullanıldığını bildiren Kılıçdaroğlu, “Zindaşti davası”na atıfta bulundu.

Yargıdaki rüşvet ağını manşete taşıyan bir gazetecinin bu haberine yasak getirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, kendilerinin daha sonra o belgelerin tamamına ulaştığını kaydetti.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın 6 Ekim 2023 tarihinde Hakimler Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği’ne yargı sistemindeki çürümüşlüğü, yozlaşmışlığı, kokuşmuşluğu belgeleriyle ortaya koyan bir dilekçe verdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, söz konusu dilekçede, “Yargı içinde çeteler oluştu. Bu çeteleri yok etmek için kemoterapi uygulayıp kanserli hücreyi toptan yok etmemiz gerekir. Bu çete FETÖ’cü hakim ve savcılara rahmet okutur duruma geldi” dendiğini söyledi.

Başsavcının dilekçesinde ayrıca, “Uyuşturucu gibi bir melaneti hoş gören, örgüt liderlerini yeni suç işleyeceklerini bile bile salıveren, kimyasal zehirlerin toplumu çürütmesine katkı sunan, arkadaşlarımız üzerine korku imparatorluğu oluşturup, istenilen kararı vermeye zorlayan bu çeteye dur demeliyiz. Bu çeteyi çökertmeliyiz.” dediğini de aktaran Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin yine aynı konuyla ilgili “Adliye koridorlarında sık sık konuşulan rüşvet tarifesi” başlıklı haberine işaret etti.

Bir başsavcının sarayın izni olmadan başsavcı atanmasının mümkün olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Çürüme, yargıda başladıysa Fatih Sultan Mehmet’in dediği gibi, ‘kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaletin öldüğü gün de devlet ölür.’ Türkiye’de geldiğimiz nokta budur. Ama bütün bunlara rağmen, bütün bu olumsuzluklara rağmen kararlı, azimli, haktan, hukuktan ve adaletten yana yürüyeceğiz ve asla yolumuzdan sapmayacağız. Kararlı, azimli yürüyeceğiz ve Türkiye’ye gerçek anlamda adalet gelinceye kadar mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Beşli çetelerden de yargıdaki çetelerden de hesap soracağız.” ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x